Güncel & Sektörel Çevre, temiz üretim ve temiz tüketim

Yeşil ekonomide AB’yi yakalamak için kapasite geliştirmek şart …

Türkiye’nin Avrupa Birliği üyelik müzakerelerinde açılan en son fasıl olan “ çevre ”, özellikle altyapı eksikliğinden kaynaklanan yüklü bir maliyeti beraberinde getiriyor. Tüm dünyada uygulama alanı giderek artan temiz üretim ve tüketim kavramını masaya yatıran sanayi, akademi ve sivil toplum temsilcileri, Türkiye’nin bu alanda kapasite geliştirmesinin şart olduğu görüşünde.

 

Eskiden problem ortaya çıktıktan sonra çözümü öngöre " kirliliğin önlenmesi "  metodu benimsenirken, günümüzde " yaşam döngüsü yaklaşımı ", yani hammaddenin tedarikinden, teknolojinin kullanımına,  üretim sürecinden , kullanıcının eline ulaşması ve atık oluşmasına kadar tüm sürecin bütünsel değerlendirildiği temiz üretim ve tüketim kavramı tartışılıyor.

 

Temiz , sürdürülebilir üretim ve tüketim kavramları yıllardır dünya gündeminde olmasına rağmen Türkiye’de henüz hak ettiği ilgiye ulaşmadı. Konunun son günlerde gündeme gelmesinin arka planında da Türkiye’nin AB üyeliği sürecinde çevre mevzuatına uyumu yatıyor.

 

İstanbul AB Bilgi Merkezi tarafından bugün (19 Şubat) gerçekleştirilen seminer, akademi, özel sektör ve sivil toplum temsilcilerinin temiz üretim ve tüketim konusuna bakış açılarını, Avrupa ve Türkiye’nin konuya ilişkin çalışmalarının tartışılmasına vesile oldu.

 

İstanbul Ticaret Odası ve Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu’nun işbirliğiyle 14 Ocak 2010 tarihinde açılan AB Bilgi Merkezi’nin ilk etkinliği olan seminerde açış konuşmasını  İTO Yönetim Kurulu Üyesi Muhammet Yenel yaptı. Yenel , günümüz iş süreçlerinde ekonomik büyümenin yanı sıra  temiz teknoloji, düşük karbon ayakizi, yenilenebilir kaynaklar, geri dönüşüm gibi terimleri içinde barındıran “ yeşil iş ” kavramının önem kazandığını kaydetti. Günümüzde 1 triyonluk bir pazar olan, 2020 yılında bunun ikiye katlanacağını belirten Yenel, firmaların kendilerini yeşil pazarda rekabet edecek duruma getirmelerinin önce maliyetli olacağını ancak daha sonra önemli avantajlar kazandıracağını ekledi.

 

Türkiye’nin AB’ye çevre mevzuatına uyumu kapsamında özel sektörün üretim sürecinde kaynakları en verimli şekilde kullanması,  üniversitelerin bu alanda AR-GE yapmasının büyük önem taşıdığını ifade eden Yenel, bu süreçte STK’ların da üretici ve tüketicilerin bilinçlendirilmesine destek olma görevini üstlenmeleri gerektiğini belirtti.

 

Temiz üretim kavramı, kirlilik kontrolü ve atık yönetiminden farklı disiplinlerarası bir yaklaşım gerektiriyor. ODTÜ Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Göksel Demirer’e göre  Türkiye’de henüz ne kamu ne de özel sektör bu sebeple çevresel yatırımlarda istenilen seviyeye ulaşılabildi. “ Eskiden atık yönetimi nokta atışıyla yapılırdı, günümüzde ise yaşam döngüsü yaklaşımı var ” diyen Demirer, temiz üretimin bir firmanın hangi noktalarda ve neden atık formunda kaynak kaybettiğini ve kayıplarını nasıl minimize edebileceğini belirmede büyük önem taşıdığını söyledi.

 

İlk aşamada büyük bir maliyetmiş gibi görülen çevresel önlemlerin zamanla firmalarda verimlilik artışına ve buna bağlı olarak kara neden olduğunu kaydeden Prof. Dr. Demirer, kirlilik kontrolü ve temiz üretim yaklaşımlarını kıyaslayarak dünyada ve Türkiye’de mevzut durumu değerlendirdi.

 

Buna göre 1980’lerde ilk kez AB tarafından “ kirlilik önleme ” kavramı gündeme getirildi.  Temiz üretim kavramı ise 1990 yılında BM tarafından masaya yatırıldı. Marmara Üniversitesi AB Enstitüsü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Rana İzci AB’nin sürdürülebilirlik ve iklim değişikliğiyle ilgili hedefleri için bütünsel bir yaklaşım benimsediğini  ve bunun için de kurumlar arasında siyasi bir taahhüt olması gerektiğini kaydetti. İzci’ye göre AB bu alanda Sürdürülebilir Kalkınma Stratejisi ve Çevre Eylem Planları ve Stratejik Enerji Teknolojisi (SET Planı) doğrultusunda ilerliyor.

 

Türkiye’de ise  ilk kez 1999 yılında gündeme gelen temiz üretim ve tüketim konusunda, 2008 yılına kadar herhangi bir somut adım atılamamış. Prof. Dr. Demirer, konunun kurumlararası arasındaki uzlaşmazlıktan ve AR-GE yatırımı eksikliğinden kaynaklandığı yorumunda bulundu.

 

Peki 2008 yılında ne oldu?                                                                                                   

Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı Temsilcisi Ferda Ulutaş, 2008 yılında başlatılan, Birleşmiş Milletler Sınai Kalkınma Örgütü (UNIDO) ve TTGV tarafından yürütülmekte olan UNIDO Eko-verimlilik programından bahsetti. Sanayide iklim değişikliğine uyumun, temiz üretim ve eko-verimlilik uygulamaları ile sağlanabileceğinden hareketle oluşturulan Ortak Program, rekabetçi üretim ve çevresel gereklilikler arasında bir köprü kurup çevre dostu teknolojilerin yaygınlaştırılmasını hedefliyor.

 

Türkiye’de Seyhan Havzasının esas alındığı Programda  ekonomik ve çevresel (su tekimi vb.) kriterler doğrultusunda sanayide temiz üretim ve eko-verimlilik “ gıda ve içecek ”, “ tekstil ve deri ”, “ kimyasal madde ve ürünler ” ve “ metal kaplama ve makine parça üretimi ”ni öncelikli sanayi sektörleri olarak belirlenmiş durumda.

 

Temiz üretim sayesinde yalnızca AB ülkelerinde yaratılan istihdam dikkate değer ölçülerde. Dünyada 60 civarında temiz üretim merkezi bulunuyor, Türkiye’de ise 2008 yılından bu yana UNIDO Eko-Verimlilik projesi sayesinde faaliyetler sürüyor. 2011’de tamamlanması beklenen programın esas hedefi sürdürülebilirliği yakalamak.

 

Uzmanlar Türkiye’de tartışılması gereken bir başka konunun, bu alanda bir politika oluşturumasının gerekliliği olduğunu kaydediyorlar.İşte bu süreçte, Çevre ve Orman Bakanlığı ile TTGV tarafından , Prof. Dr. Göksel Demirer danışmanlığında yürütülen “ Türkiye’de Temiz Üretim Uygulamalarının  Yaygınlaştırılması için Çerçeve Koşulların ve Ar-Ge İhtiyacının Belirlenmesi Projesi ” büyük önem taşıyor.

 

Proje ile Türkiye’de temiz üretimle ilgili mevcut durumun ortaya konularak, kapasite, kaynak, yasal düzenleme , teşvik mekanizmalarının da dahil olduğu, uluslar arası uygulamaların karşılaştırılmasının da yer aldığı bütünsel bir politika oluşturulması amaçlanıyor.

 

Ferda Ulutaş, beş aylık çalışmanın ardından projeye ilişkin 400 sayfalık politika metninin önümüzdeki hafta içinde basılıp, ilgili kişilere dağıtılacağını kaydetti.

 

Uzmanlar bu alanda politika oluşturulurken yalnızca sanayi boyutunun dikkate alınmaması gerektiği görüşünde. Yrd. Doç Dr. Rana İzci, akıllı kentler insiyatifinin bu sebeple önem taşıdığı görüşünde. İzci’ye göre kentlerde hem üretim hem de tüketimde konut ve ulaştırma sektörünün çevreci yaklaşımlarla yeniden ele alınması gerekiyor. Yeni teknolojilere yatırım yapılması gerektiğini belirten İzci, bunun tüketiciye doğru tanıtılması konusuna da özen gösterilmesi gerektiğini kaydederek, temiz- sürdürülebilir tüketim ve üretimin Türkiye’de bir davranış biçimi olarak ele alınmasını istediğini belirtti.

 

Yeşil uygulamalar, temiz üretim ve tüketim süreçleri çevrenin korunması adına önem taşıyor ancak bu konunun bir de finansman boyutu var.

 

Türk-İngiliz Çevre Derneği Temsilcisi Kumru Adanalı, sürdürülebilir üretim ve tüketim için uluslar arası finans imkanları konusunda önemli açıklamalarda bulundu. Proje için finansman kaynağı ararken mevzut durumun önemine değinen Adanalı, Türkiye AB’ye aday olmasının, Çevre faslını müzakerelere açmasının, Kyoto protokolüne taraf olmasının avantaj sağladığını kaydetti.

 

Temiz üretim ve tüketim alanında AB tarafından 7. Çerçeve Programları ile Katılım Öncesi Mali Yardımların büyük bütçeli projeler için önemli birer kaynak olduğunu hatırlatan Adanalı, proje hazırlamanın kolay olmadığını, bunun için akademik destek gerektiğini bildirdi.

 

Türkiye’nin müzakere performasının artması gerektiğini belirten Adanalı,   proje fikri geliştirmede kapasite ve uluslararası ortaklıkların kurulmasında, AB kurumlarında lobi faaliyetlerinin yoğunlaştırılmasında Türkiye’nin daha aktif olması gerektiğini ifade etti.

Gelecek temiz üretim ve tüketim süreçlerinde yatıyor. Bu sebeple bu alana yatırım yapılırken yalnızca kısa vadeli sorunların çözümüne değil, orta ve uzun vadede sanayiye, çevreye ve toplumun geneline sağlayacağı katkıyı göz önünde tutmak gerekiyor. www.euractiv.com.tr / çevre / 19 Şubat 2010

Bu grup içerisinde başka grup veya menü mevcut değil.
 
  Anasayfa  
  Solar Akademi / Solar Academy  
  Temel Eğitim - Giriş  
  Fotovoltaik Sistemler Eğitimi  
  10 Adımda Güneş Enerjisi  
  Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Kullanımına İlişkin Kanun  
  SSS / Nedir / Hakkında  
  Şebekeden Bağımsız Sistemler  
  Şebeke Bağlantılı Sistemler  
  GES Güneş Enerji Santralı  
  PV Teknolojileri  
  Kristal PV Modül Üretimi  
  Solar Modül Standardizasyonu  
  Kurs Programı / Başvuru Formu  
  Akümülatör, Pil, Batarya  
  AnelSolar Modüller  
  Görseller / Foto Galeri  
  Karbon Borsası / Ticareti  
  Temel PV Terimler Kavramlar  
  Güneş Takip İzleme Sistemi  
  Güneş ve Rüzgardan Elektrik  
  Akü Şarj Cihazı & Redresör  
  İnvertör, Inverter & Charger  
  Power Control & Power Assist  
  Solar Switch  
  Nerede, Nasıl, Hakkında  
  Yenilenebilir Alternatif Enerjiler  
  Güneş Ölçüm İstasyonları  
  Ülke Raporları / Country Reports  
  Elektrik Sayaçları / Electricity Meters  
  Dosya, Makale, Sunum ...  
  Çatılarda güneşten 1 MW elektrik üretimi artık serbest  
  Energiewende  
  İngilizce - Türkçe Solar Sözlük  
  Almanca - Türkçe Solar Sözlük  
  Güneş Enerjili Sulama Solar Pompa Sistemleri  
  Şebekeye Bağlı Bağlantılı On-Grid Solar PV Güneş Sistemleri  
  Lisans Gerekmeden 1 MW Lisanssız Elektrik Üretimi Serbest  
  Bileşenler, ekipman, malzeme  
  Import, Export, Foreign Trade  
  İş Eleman İnsan Kaynakları İstihdam Kariyer  
  Yasal Uyarı  
  Linkler  
  İletişim  
Site içi arama
 
 
Mail listemize kaydolun.
Ad Soyad:
Email: